Yesemek’in UNESCO Kalıcı Liste Hedefinde Önemli Adım: Uluslararası Sempozyumla Dünya Gündeminde

Yayınlama: 25.10.2026
Düzenleme: 25.10.2026 18:54
A+
A-

Binlerce yıllık taşların dile geldiği Yesemek, hak ettiği dünya mirası unvanına bir adım daha yaklaşıyor

Bazı topraklar vardır; üzerinde yürürken yalnızca bugünü değil, binlerce yıl öncesini de hissedersiniz. Bazı taşlar vardır; sessiz görünür ama insanlık tarihinin en görkemli hikâyelerini içinde saklar. İşte İslahiye’nin Yesemek’i, tam da böyle bir yer…

Gaziantep’in İslahiye ilçesine bağlı Yesemek Mahallesi’nde, Toroslar’ın ötesinde uzanan bu eşsiz tarih hazinesi, bugün yalnızca İslahiye’nin ya da Gaziantep’in değil, bütün insanlığın ortak kültürel mirası olarak dünya sahnesinde hak ettiği yeri arıyor.

Ve şimdi Yesemek için umutların daha da güçlendiği bir dönemdeyiz. UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne uzanan yolun önemli aşamalarından biri geride kalırken, bilim dünyasının gözleri yeniden İslahiye’ye çevrildi.

Yesemek’in taşlarında binlerce yıllık bir medeniyetin izi var

Yesemek, sıradan bir ören yeri değil. Hitit İmparatorluk Çağı’na uzanan geçmişiyle Eski Ön Asya’nın bilinen en büyük ve en eski heykel atölyesi ve taş ocaklarından biri olarak kabul ediliyor.

Burada yüzlerce bazalt heykel, kabartma ve mimari unsurun izlerini görmek mümkün. Yaklaşık 600 heykeltıraşlık eseriyle temsil edilen alanda aslanlar ve sfenksler başta olmak üzere çok sayıda eser bulunuyor. Üstelik bu eserlerin ve yarı işlenmiş taş blokların önemli bir bölümü, binlerce yıl öncesinden bugüne ulaştıkları yerde korunuyor.

Bir düşünün…

Bugün önünden geçip gittiğimiz taşlar, binlerce yıl önce bir ustanın elinde biçim kazanmaya başladı. Kimi bir aslanın heybetini, kimi bir sfenksin gizemini taşıdı. Kimi tamamlandı, kimi yarım kaldı. Ama zamanın içinden geçerek günümüze ulaştı.

Yesemek’i özel kılan da yalnızca heykellerin büyüklüğü ya da sayısı değil; bir uygarlığın üretim sürecini, sanat anlayışını ve kültürel dünyasını kendi doğal ortamında gözler önüne sermesi.

Bu nedenle Yesemek’i korumak, yalnızca eski taşları korumak değildir. İnsanlığın ortak hafızasına sahip çıkmaktır.

21-23 Ekim sempozyumu: Yesemek için önemli bir buluşma

Tam da bu tarihsel süreçte, Gaziantep Üniversitesi ev sahipliğinde 21-23 Ekim tarihlerinde düzenlenen “Hititler Torosların Ötesinde: Çok Kültürlülük ve Süreklilik” başlıklı uluslararası sempozyum, bölgenin arkeolojik zenginliklerini bilim dünyasıyla buluşturdu.

Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Türk Arkeoloji ve Kültürel Miras Enstitüsü ortaklığındaki organizasyon kapsamında farklı ülkelerden ve Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden yaklaşık 40 akademisyen İslahiye’de bir araya geldi.

Sempozyumun üçüncü gününde düzenlenen teknik gezide Zincirli Höyük, Tilmen Höyük ve Yesemek Heykel Atölyesi ziyaret edildi.

Bu ziyaret, yalnızca akademisyenlerin tarihi alanları görmesinden ibaret değildi. Aynı zamanda İslahiye’nin binlerce yıllık geçmişinin uluslararası bilim çevrelerinde daha fazla tanınması açısından da önemliydi.

Çünkü İslahiye, tarih kitaplarında birkaç satırla geçiştirilecek bir coğrafya değil. Zincirli Höyük’üyle, Tilmen Höyük’üyle ve Yesemek’iyle geçmişin farklı dönemlerine ışık tutan büyük bir kültürel mirasın üzerinde bulunuyor.

Atilla Hoca’nın Yesemek heyecanı

Saha ziyaretinde, Gaziantep Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Yesemek kazı başkanı Prof. Dr. Atilla Engin’le ayaküstü gerçekleştirdiğimiz sohbet, benim açımdan günün en dikkat çekici anlarından biriydi.

Atilla Hoca’nın anlattıklarında yalnızca bir arkeoloğun bilimsel değerlendirmesi yoktu. Aynı zamanda yıllarını bu toprakların tarihini araştırmaya vermiş bir bilim insanının heyecanı ve Yesemek’in geleceğine ilişkin güçlü bir inancı vardı.

Yesemek’in UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne girmesi için yürütülen sürecin önemine dikkat çeken Engin, uluslararası sempozyumun bölgedeki Hitit araştırmalarını görünür kılmak ve elde edilen bilimsel sonuçları dünya akademisiyle paylaşmak açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı.

Atilla Hoca’nın anlattıklarını dinlerken aklımda tek bir düşünce belirdi:

Biz, yıllardır yanı başımızda duran ne kadar büyük bir tarih hazinesine sahibiz!

Üstelik bu hazinenin gerçek değeri, yalnızca geçmişte saklı değil. Doğru koruma, bilimsel araştırma, güçlü tanıtım ve sürdürülebilir turizmle gelecekte İslahiye’ye yeni bir ufuk açabilecek potansiyele sahip.

Sohbetimiz sırasında Yesemek’in gelecekte çok daha fazla ziyaretçi ağırlayabileceğine ilişkin değerlendirmelerini de paylaştı. Göbeklitepe gibi dünya çapında tanınan alanlarla anılabilecek bir potansiyeli bulunduğuna dair öngörüsü, Yesemek’in önünde uzanan yolun ne kadar heyecan verici olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Elbette ziyaretçi sayılarının nasıl gelişeceğini bugünden kesin olarak söylemek mümkün değil. Ancak şu gerçek açık: Yesemek’in uluslararası tanınırlığı arttıkça İslahiye’nin kültür turizmindeki yeri de güçlenebilir.

Yabancı akademisyenlerin gözünden İslahiye

Saha gezisine katılan akademisyenlerle yaptığım görüşmelerde de dikkat çekici değerlendirmeler duydum.

Berlin Devlet Müzeleri Ön Asya Müzesi Direktörü Barbara Helwing, Zincirli Höyük, Tilmen Höyük ve Yesemek’i yerinde inceleme fırsatı bulmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek Yesemek’in UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’nde yer almasını dilediğini ifade etti.

Almanya, İtalya, İsviçre, ABD, Fransa ve Katar başta olmak üzere farklı ülkelerden gelen uzmanların bu topraklarda inceleme yapması, İslahiye’nin tarihî değerlerinin uluslararası ölçekte daha fazla gündeme gelmesi bakımından kıymetliydi.

Yabancı akademisyenlerin alanlara gösterdiği ilgi ve Yesemek’in geleceğine ilişkin umutlu yaklaşımları, benim için ayrıca anlam taşıyordu.

Çünkü bazen insan, her gün yanı başında gördüğü bir değerin büyüklüğünü dışarıdan gelenlerin gözlerinde daha iyi fark ediyor.

Bizim için alışılmış bir manzara olan Yesemek’in taşları, dünyanın farklı ülkelerinden gelen bilim insanları için insanlık tarihini anlamanın önemli anahtarlarından biri.

İşte bu nedenle Yesemek’i yalnızca yerel bir değer olarak görmekten vazgeçmeliyiz. Bu mirasın korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılması hepimizin sorumluluğu.

UNESCO kalıcı listesi, İslahiye için ne ifade ediyor?

Yesemek, 13 Nisan 2012’den bu yana UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alıyor. Kalıcı listeye geçiş, kültürel mirasın uluslararası ölçekte tanınması ve korunmasına yönelik önemli bir hedef.

Ancak bu süreç, yalnızca bir unvan kazanma meselesi olarak değerlendirilmemeli.

Kalıcı listeye kabul edilmek; alanın korunması, yönetimi, bilimsel değerinin ortaya konulması ve sürdürülebilir biçimde gelecek kuşaklara aktarılması bakımından uluslararası görünürlüğü güçlendirebilir. Bununla birlikte, UNESCO sürecinin sonuçlanması ilgili değerlendirmelere ve resmî karara bağlı.

İslahiye açısından ise bu hedefin anlamı çok daha geniş.

Daha fazla tanınan bir Yesemek; daha fazla kültür turizmi, ilçenin tarihî değerlerine artan ilgi, yerel ekonomiye yeni fırsatlar ve genç kuşakların kendi geçmişini daha yakından tanıması demek olabilir.

Elbette bütün bunlar kendiliğinden gerçekleşmeyecek. Ulaşım imkânlarından ziyaretçi hizmetlerine, tanıtımdan çevre düzenlemesine, bilimsel çalışmalardan yerel halkın sürece katılımına kadar pek çok alanda kararlı bir çalışma gerekiyor.

Yesemek’in geleceği, yalnızca UNESCO kararına değil, bu eşsiz mirası ne kadar iyi koruyup değerlendirebildiğimize de bağlı.

İslahiye’nin tarihi, dünyanın ortak mirasıdır

Şimdi önümüzde önemli bir fırsat bulunuyor.

Zincirli Höyük, Tilmen Höyük ve Yesemek… Üçü de farklı yönleriyle geçmişin kapılarını aralıyor. Bu alanları birbirinden bağımsız noktalar olarak değil, İslahiye’nin tarihî zenginliğini bütüncül biçimde anlatan bir kültür rotasının parçaları olarak düşünmeliyiz.

Uluslararası sempozyumun ortaya koyduğu bilimsel paylaşımın devam etmesi, kazı ve araştırmaların desteklenmesi, yerel tanıtımın güçlendirilmesi gerekiyor.

İslahiye’nin tarihî değerleri yalnızca akademik toplantılarda konuşulan başlıklar olarak kalmamalı. Okullarımızda, kültür etkinliklerimizde, turizm çalışmalarımızda ve ilçemizin gelecek planlarında daha fazla yer bulmalı.

Çünkü geçmişini tanımayan toplumların geleceğini sağlam temeller üzerine kurması kolay değildir.

Yesemek’in taşları bize yalnızca geçmişte yaşamış insanların sanatını anlatmıyor. Aynı zamanda sabrı, emeği, üretimi ve insanlığın ortak hikâyesini hatırlatıyor.

Beklentimiz büyük, sorumluluğumuz daha büyük

Atilla Hoca’nın heyecanı, uluslararası akademisyenlerin değerlendirmeleri ve sempozyumda ortaya çıkan bilimsel paylaşım, Yesemek’in geleceğine ilişkin umutlarımızı artırıyor.

Önümüzdeki iki yıl içerisinde Yesemek’in UNESCO Dünya Mirası Kalıcı Listesi’ne alınması yönünde olumlu bir gelişme yaşanmasını umut ediyoruz. Bu, bir beklenti ve temennidir; henüz kesinleşmiş bir karar değildir.

Dileğimiz, Yesemek’in hak ettiği uluslararası değeri görmesi, Zincirli Höyük ve Tilmen Höyük’ün de daha geniş çevrelerce tanınmasıdır.

Bir gün dünyanın farklı ülkelerinden ziyaretçilerin yalnızca Göbeklitepe’yi değil, Yesemek’i de görmek için bu coğrafyaya geldiğini düşünün…

İslahiye’nin sokaklarında farklı diller konuşuluyor, esnafımız yeni misafirler ağırlıyor, gençlerimiz yaşadıkları ilçenin dünya tarihindeki yerini daha güçlü bir bilinçle anlatıyor.

Bu hayal uzak mı? Bunu zaman, bilimsel çalışmalar, koruma politikaları ve tanıtım çabaları gösterecek. Fakat Yesemek’in sahip olduğu tarihî değer, bu hedef için güçlü bir başlangıç noktası sunuyor.

Yesemek’in taşları binlerce yıldır burada. Şimdi görevimiz, onların anlattığı hikâyeyi dünyaya duyurmak.

UNESCO kalıcı listesi yolunda atılacak her sağlam adım, yalnızca Yesemek için değil, İslahiye’nin geleceği için de önemli olacaktır.

Dileğimiz, bu eşsiz mirasın hak ettiği değeri bulması ve gelecek kuşaklara aynı güzellikte aktarılmasıdır.

Çünkü Yesemek yalnızca İslahiye’nin değil, insanlığın ortak mirasıdır.

Ve insanlığın ortak mirasına sahip çıkmak, hepimizin görevidir.

error: Guncelhaber27.com Telif Hakkından Dolayı Korunmaktadır !!