TRAKTÖR SESİNDEN TRİBÜN SESİNE BİR İSLAHİYE NOSTALJİSİ

Yayınlama: 11.07.2026
Düzenleme: 11.07.2026 17:22
A+
A-

Yaşam, bizim Amik Ovası’nın uçsuz bucaksız coğrafyasında, zamanın kentlerindeki gibi karmakarışık akmazdı. Sade ve basit bir yaşam döngümüzle masum mutluluklar içinde yaşar giderdik o yıllarda.
Tayini bizim ilçemize çıkan memurlar ilk zamanlarında sessiz bir vahaya geldiklerini sanır ve bir an önce görev sürelerini bitirip kaçmak isterlerdi. Ama zaman ilerledikçe yöreyi ve insanlarını tanıdıkça, toprağın bereketiyle yoğrulan kültürlerin geleneğiyle kenetlenmiş halkı sevmeye başlarlardı.
Bir çiftçi kasabası olan ilçemizde gökyüzü kızıllığını hareketlendiren ilk ses, tarlalara doğru yola çıkan traktörlerin motor gürültüsü ve çalışkan esnafların kepenk sesleri olurdu.
Burada kepenkler sadece bir dükkânı açmak için değil, komşuluğa ve güvene dayalı ortak bir hayatı birlikte yaşamak için açılırdı. Çünkü her esnafa alışverişe giden kim olursa olsun, çay bardağına attığı her kaşık sesi kasabanın nabzının attığını gösterirdi bizlere.
Esnafın veresiye defterleri, ekonomik bir zorunluluğun ötesinde insanların birbirinin sözüne duyduğu sarsılmaz güvenin yazılı belgesi olmuş olsa da birçok insan sözüne sadık kalıp vaktinde öderdi borcunu.
Kasabamız o çağlarda onca yokluğun sarmalında ve birçok olanağın bulunmadığı dönemlerden geçmesine rağmen; onlarca lokantasıyla, her ay gelip giden tiyatrosuyla, ülke çapında tanınmış ses sanatçılarının gelip konserler verdiği olanca sosyal aktivitesi olan yoğun bir kasabaydı.
Bu sosyal yaşama sinemalarımız ve aylarca süren lunapark eğlencelerimiz de cabasıydı…

Taşlı sahalardan profesyonel liglere taş çıkartan öyle futbolcu çocuklarımız vardı ki, kasabamızın asıl ruhu, ikindi güneşi dağların arkasına devrilirken ilçemizin tam ortasındaki taşlı sahalar üzerinde fışkırırdı adeta.
Tarlada veya babasının dükkânında işleri bırakıp bu taşlı tozlu topraklarda pazar günleri yapacakları maçlara hazırlanırlardı.
İslahiye’nin bu çocukları bugün olsa, inanın birçoğu üç büyük takımda çok rahat oynayabilecek yeteneklere sahiptiler.
Toz yutarak, imkânsızlıklara göğüs gererek büyüyen bu çocuklar, İslahiyespor formasını sırtlarına geçirdiklerinde sadece bir maça çıkmazlar; arkalarında kendilerine inanan bütün bir kasabanın umudunu, gururunu, esnafın ve toprağın direncini taşırlardı.
Tüm kasaba halkı yediden yetmişe pazar günlerini adeta iple çekerdi.
İlçemizin komşu kasaba takımlarıyla oynadıkları maçları izleyen esnaf, çiftçi, sahada koşan her genci kendi evladı gibi; biz çocuklar ise sanki kendi öz abilerimiz gibi o toz duman içinde delicesine destekler, inanılmaz tezahüratlar yapardık.

Kasabamız, tarımıyla üretir, esnafıyla yaşar, gençlerinin yeşil sahalardaki asil mücadelesiyle de geleceğe umutla bakardı o İslahiye’de.
Ama artık yıkılmış bir kentin hasretle sınanan çocukları olarak bir bilinmezlik içinde savrulup gidiyoruz işte.

error: Guncelhaber27.com Telif Hakkından Dolayı Korunmaktadır !!