Miraç: Bir Gecelik Yolculuk mu, Kâinatın İtirafı mı? Miraç, çoğu zaman “olağanüstü bir gecede yaşanmış tarihî bir mucize” olarak anlatılır. Oysa Bediüzzaman Mesnevî-i Nuriye’de bu algıyı kökten sarsar. Miraç, ona göre ne tabiat kanunlarına aykırıdır ne de akıldışı bir istisnadır. Aksine, kâinatın tamamının şahitlik ettiği bir terakki ve urûc kanununun zirvesidir.Mesnevî-i Nuriye’de şöyle denilir:“Kâinatta cârî olan kanun-u terakki ve urûc, en câmi’ sûrette insanda tecellî eder.”
(Mesnevî-i Nuriye, Habbe)
Yani Miraç, gökten yere inmiş bir yabancı hadise değil; yerden göğe doğru işleyen evrensel bir kanunun en parlak neticesidir. Atomdan galaksilere, çekirdekten ağaca, nutfeden insana kadar her şey yükselirken; insanın bu yükselişten mahrum bırakılması, hikmete zıt olurdu.
Bediüzzaman bu noktada kritik bir cümle kurar:“Maddî terakkiyatın nihayeti manevî urûca bakar.”İnsan sadece bedenle yürüyen bir varlık değildir. Onun asıl yolculuğu ubûdiyetledir. Miraç işte bu yüzden, bir beden hareketinden önce kulluğun terakkisidir.Bugün modern zihin, “Nasıl oldu da bir insan semaya çıktı?” diye soruyor. Oysa asıl sorulması gereken şudur:Bu kâinat, neden en mükemmel meyvesini kendi sathında tutmak zorunda olsun?Mesnevî-i Nuriye bu itiraza şöyle cevap verir:“Neticesi ulvî olan bir şecerenin, meyvesi de ulvî olur.”
Kâinat bir ağaçsa, insan onun meyvesidir. Miraç ise o meyvenin, aslî menziline yükselmesidir. Bu yükseliş, tabiat kanunlarının askıya alınması değil; en ileri noktaya taşınmasıdır.
Bir başka çarpıcı ifade ise şudur:
“Ubûdiyet, kulun mümkinattan tecerrüd ederek Vacibü’l-Vücud’a teveccühüdür.”
İşte Miraç tam olarak budur:
İnsanın, eşya ile boğulan ruhunu kurtarıp doğrudan Allah’a yönelmesi.Bu açıdan Miraç sadece Peygamber Efendimiz’e (asm) mahsus bir mucize değildir; her mümin için bir istikamet dersidir. Namazın “Müminin miracı” oluşu da buradan gelir. Miraç, göğe çıkmak değil; yüklerden kurtulmaktır.Bugün insan neden ağırlaşıyor?Çünkü çok şeye sahip, ama az şeye yöneliyor.Miraç bize şunu anlatır:Yükselmek için eklemek değil, terketmek gerekir.Eşya hafifledikçe ruh yükselir.Ubûdiyet arttıkça mesafe kapanır.Miraç, bir gecede olup bitmiş bir mucize değil;
her çağda insanlığa sorulan bir sorudur:
“Sen nereye bakıyorsun; yere mi, semaya mı?”