2005 yılında Üniversitemin görevlendirmesiyle Kırgızistan’ın Celalabat şehrindeki Türk Dünya Araştırmaları Vakfı’nın İşletme Fakültesi’nde görevlendirildim. O günlerde ülkede bir devrim olmuştu ve Fakülte ’de dersler kesintiye uğramıştı. Gidiş amacım yapılamayan derslerin telafisinde görev yapmaktı. Aşağıda bir buçuk ay, derslerim haricindeki günlerde ülkeyi her fırsatta gezdim. Gezme imkânım olmayan çok az yeri kaldı. Aşağıda o günlerde (2005 itibariyle) gözlemlediğim ve tespit ettim bazı hususların son kısmını sizlere sunuyorum.
Ülkede satılan malların çok büyük kısmı Çin malı… Ülke zaten Çin ile sınır komşusu. Türkiye gibi on binlerce kilometre uzakta olan bir ülkenin piyasalarına hâkim olma iddiasında olan bir ekonominin, hemen yanındaki komşusunun pazarına hâkim olması çok normal. Kalitesiz fakat ucuz olan Çin malları, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, burada da piyasanın hâkimi.
Devlet Başkanı Akayev’in görevden uzaklaştırılmasının üzerinden epeyce bir zaman geçmesine rağmen, çeşitli yerlere yazılan ve afiş halinde asılmış çok sayıda “öz deyişleri” halen silinmemiş…
Tüm yerleşim yerlerindeki yolların iki tarafında su kanalları var. Yağmur suları buralara akarak tahliye oluyor. Bu iyi tarafının yanında bu kanallar risk de oluşturuyor. Arabanızı park ederken veya bir yoldan diğerine dönerken, kanallara düşme riski her zaman var. Bunun yanında sokak aydınlatmaları da olmadığından yayaların da kazaya uğramaları söz konusu.
Bişkek’i Celalabat ve Oş’a bağlayan yol güya otoban. Bu yola girişte, bir nizamiye ve görevliler var. Ücreti burada ödeyerek geçiyorsunuz. Güzergâh üzerinde bulunan belli başlı yerleşim yerlerinde de “kontrol noktaları” var. Şu anda bu noktalarda bir kontrol yok ama komünizm döneminde, bir şehirden çıkıp diğerine girerken bu noktalarda kontrol yapılıyormuş. Bağımsızlıktan sonra noktalar yerlerinde bırakılmış ama kontrolden vazgeçilmiş…
Batılı misyonerlerin ülkenin her yerinde yoğun faaliyetlerde bulunduğu söyleniyor. Celalabat’ta, orayı bilen bir öğrencimle, onların yeri olduğu söylenen Zafer Cafe’ye gittim. Şehrin merkezî bir yerinde… Çok güzel dizayn edilmiş, bahçe duvarlarının yapımı devam eden, üç katlı bir bina… Giriş katı kafeterya. Çay, kahve, meşrubat, yiyecek içecek maddeleri satılıyor. Dışarıya göre ucuz. Üst kat, “basın merkezi” … Alt kat İnternet Cafe… Başlangıçta Internet kullanımı ücretsizmiş. Şimdi ücretli yapmışlar ama sembolik bir ücret alınıyor. Burada halka yönelik kurslar düzenliyorlarmış. İngilizce kursu veriliyor. Öğrenciler okul ödevlerini burada hazırlayabiliyorlar. Konfor, ülke şartlarına göre, fevkalade. Uydudan her türlü TV yayınını izlemek mümkün… Bir süre kafeterya kısmında oturup meşrubat içtik. Bir ara bir Fakülteden bir kız öğrencimi gördüm. “Hayrola, burada ne arıyorsun?” dedim. “Aile hayatı ve çocuk yetiştirme kursu”na geldim dedi. “Aile hayatını bunlardan mı öğreneceksin” der gibi baktım… O da “Hocalarımız buraya gelmemize pek hoş bakmıyorlar ama ne yapalım, başka yer de yok…” dedi.
Çu (ya da Çuy), Issık Göl, Talas, Narın, Celalabad, Oş ve Batken olmak üzere 7 Vilayetten (Oblast-Oba) oluşan Kırgızistan’ın nüfusu 5 milyon, Başkenti Bişkek 900.000 civarında bir nüfusa sahip. İkinci büyük şehri Oş’da 230.000 ve Celalabad’da ise 80.000 civarında insanın yaşadığı tahmin ediliyor. Bişkek’e, 1926 yılında, Sovyet generali Frunze’nin adı verilmiş ve şehir 1991 yılına gelinceye kadar Frunze olarak anılmıştır. Pek çok haritada hâlâ Frunze olarak yer almaktadır. THY uçağı ile giderken de uçağın küçük monitöründeki haritada Bişkek, Frunze olarak gösteriliyordu. 1991 yılındaki bağımsızlıktan sonra şehrin adı Bişkek’e dönüştürülmüş.
Ülkenin iki vadisi, güneydeki Fergana Vadisi ile kuzeydeki Çuy Vadisi, tarımsal faaliyetin yapıldığı iki önemli bölgedir.
Kırgızistan’da 80’den faza etnik grup yaşamaktadır. Toplumun %66’sını Kırgızlar, %11’ini Ruslar, %15’ini Özbekler, %1’ini Müslüman Çinliler (Dungan), %1’ini Tatarlar, %1’ini Uygurlular, %1’ini Türkler ve kalan kısmını da Ukraynalı, Koreli, Alman, Kazak, Beyaz Rus, Ermeni, Moldovalı, Yahudi, Gürcü, Estonyalı ve Litvanyalılar oluşturmaktadır. Ülkede yerleşik Türk Nüfusun (Ahıska ve Kırım) yaklaşık 31000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Ancak verilen rakamların hepsini ihtiyatla karşılamak gerekir.
Narın ve Çuy Nehirleri üzerinde kurulan barajlardan elektrik enerjisi elde edilmektedir. Ülke elektriğinin %90’ından fazlası bu yolla üretilmekte ve kalan kısmı ise kömür yakılarak termal santrallerden temin edilmektedir. Üretilen elektrik enerjisinin bir kısmı Çin, Kazakistan ve Özbekistan’a satılmaktadır. Elektrik konusunda ülke net ihracatçı durumundadır. Durum böyle olmasına rağmen şehirlerde elektrik sıkıntısı çekildiği, evlerin kışın günlerce karanlıkta kaldığı ve ısıtılamadığı da ifade edilmektedir.