Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Fransa’da olanlar sadece protesto değil, tarihin hesaplaşmasıdır.
Fransa’da olan biteni televizyonlar bize “öğrenci eylemi” veya “hayat pahalılığı protestosu” diye anlatıyor. Eksik anlatıyorlar.
Paris’te yanan sadece bir belediye binası değil. Lyon’da yakılan sadece bir turizm ofisi değil. Champs-Elysées’de yağmalanan Louis Vuitton vitrini tesadüfen seçilmedi.
Fransa’da olan şey, Fransa’nın yüzyıllardır sömürdüğü toprakların çocuklarının öfkesi ve öç alma girişimidir.
Yıllarca Afrika’yı sömürdüler. Altınını, petrolünü, pamuğunu, insanını aldılar. Sonra o insanları getirip Paris’in dışına, banliyölere attılar. “Siz burada yaşayın ama bizden olmayın” dediler. Okullarını bakımsız bıraktılar, öğretmen göndermediler, iş vermediler, her sokak başına polis diktiler.
Şimdi o banliyölerde büyüyen üçüncü nesil soruyor: “Biz Fransız mıyız değil miyiz?”
Cevap veremeyen Fransa, şimdi kendi yarattığı gettolarda isyanla yüzleşiyor. Bu çocuklar dersliklerde yer bulamadıkları için değil sadece, dedelerinin sırtından zenginleşen bir ülkenin lüks caddelerinde kendilerine yer bulamadıkları için isyan ediyor.
Macron’un “kamu malına zarar verenler yargılanacak” demesi kolay. Asıl yargılanması gereken, koca bir kıtayı yoksullaştırıp sonra onun çocuklarını kendi banliyölerinde yoksullaştırmaya devam eden zihniyettir.
Fransa’da yaşananlar bir son değil, bir başlangıçtır. Sömürgecilik bitmedi, sadece adres değiştirdi. Ve tarih, er ya da geç, sömürdüğü topraklarda değil, kendi sokaklarında hesap sorar.