Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu

TEKNOFEST Güneydoğu’yu sizin için gezdik, gördük…
Bazı etkinlikler vardır; haberini yapar, birkaç fotoğrafını paylaşır ve geçersiniz.
Bazıları ise insanın zihninde iz bırakır.
TEKNOFEST Güneydoğu, bizim için işte böyle bir organizasyon oldu.
Güncelhaber27 editörleri olarak Gazeteci-Yazar Kadir Çelik ile birlikte, İslahiye_Sesi Muhabiri İbrahim Kurt’la Şanlıurfa’daki TEKNOFEST alanını adım adım gezdik.
Alana ulaşmak o kadar da kolay olmadı tabi.
Yaklaşık 10 kilometreyi bulan araç kuyruğu içinde yaklaşık bir buçuk saatte alana ulaşabildik.
Amacımız sadece haber yapmak değildi.
Görmek, gözlemlemek ve gördüklerimizi sizlerle paylaşmaktı.
Ve açık söyleyeyim…
Gurur duyduk.
Çünkü karşımızda yalnızca bir teknoloji festivali yoktu.
Karşımızda Türkiye’nin geleceğine dair ciddi bir tablo vardı.
Festival alanında ilerlerken bir tarafta AKINCI, diğer tarafta KIZILELMA…
Bir başka noktada KAAN…
Gökyüzünde ise nefes kesen gösteriler…
SOLOTÜRK, Türk Yıldızları ve Çelik Kanatlar…
İnsan bütün bunlara bakarken ister istemez geçmişi düşünüyor.
Bir zamanlar başka ülkelerin ürettiği uçakları, helikopterleri ve savunma sistemlerini konuşurduk.
Bugün ise kendi mühendislerimizin geliştirdiği sistemlerin karşısında duruyor, özelliklerini inceliyor ve fotoğraflarını çekiyoruz.
Bu değişimi küçümsememek gerekiyor.
Çünkü teknoloji sadece bir makine değildir.
Teknoloji aynı zamanda özgüvendir.
Festival alanında özellikle dikkatimi çeken sistemlerden biri ANKA-3 oldu.
Düşük görünürlük özellikleriyle geliştirilen insansız savaş uçağı…
Yanında farklı insansız hava araçları.
Bayraktar TB3, TB2, AKSUNGUR, ANKA…
Bir gazeteci olarak bu sistemleri tek tek incelerken aklımdan şu geçti:
Türkiye artık sadece teknolojiyi kullanan değil, teknoloji geliştiren bir ülke olma iddiasında.
Elbette daha çok yolumuz var.
Daha çok üretmemiz, daha fazla bilim insanı yetiştirmemiz, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmemiz gerekiyor.
Ama önemli olan yolun açılmış olması.
Festival alanında yürümeye devam ettikçe başka bir tablo çıktı karşımıza.
HÜRJET… HÜRKUŞ… GÖKBEY…
Havacılık alanında geliştirilen yerli platformlar, Türkiye’nin bu alandaki hedeflerinin ne kadar genişlediğini gösteriyordu.
Ama TEKNOFEST’in bana göre en önemli tarafı, sadece büyük savunma sanayisi şirketlerinin ürünlerini sergilemesi değildi.
Asıl önemli olan, gençlerin yaptığı projelerdi.
Çünkü geleceğin teknolojisini bugün öğrenciler tasarlıyor.
Roket yarışmaları…
Yapay zeka projeleri…
Otonom araçlar…
İnsansız su altı sistemleri…
Robot teknolojileri…
Her stantta başka bir fikir, başka bir hayal vardı.
Bana göre TEKNOFEST’in en büyük kazanımı burada.
Gençlere sadece teknoloji göstermiyor.
Onlara:
“Sen de yapabilirsin.”
diyor.
Bir öğrencinin geliştirdiği projeyi anlatırken gözlerindeki heyecanı görüyorsunuz.
İşte o anda anlıyorsunuz ki mesele sadece bir yarışma değil.
Mesele bir neslin üretme cesareti kazanması.
Bugün bir yarışma standında projesini anlatan genç, yarın Türkiye’nin önemli bir teknoloji şirketinin başında olabilir.
Belki de geleceğin mühendisi, bilim insanı veya girişimcisi bugün TEKNOFEST alanında dolaşıyor.
TEKNOFEST’te sadece uçan araçları görmedik.
KORKUT, HİSAR ve SİPER gibi hava savunma sistemleri…
Altay tankı, Kirpi, Vuran ve ZAHA gibi kara platformları…
İnsansız deniz araçları…
Bomba imha ve keşif robotları…
Dört ayaklı robot sistemleri…
Yani gökyüzünden karaya, karadan denize uzanan geniş bir teknoloji ekosistemi.
Bütün bunları aynı alanda görmek insana şunu düşündürüyor:
Türkiye’nin teknoloji hikâyesi artık tek bir alana sıkışmış değil.
TEKNOFEST Güneydoğu’yu 1 milyon 300 bin kişinin ziyaret ettiği bildirildi.
Bu rakam yalnızca kalabalığı ifade etmiyor.
Bence toplumun teknolojiye olan ilgisini de gösteriyor.
Çocuklar geliyor.
Gençler geliyor.
Aileler geliyor.
Öğrenciler geliyor.
Ve herkes aynı sorunun peşinde:
“Türkiye geleceğin teknolojisinde nerede olacak?”
TEKNOFEST alanında gördüğümüz tablo ise bu soruya umut veren bir cevap niteliğinde.
Biz gazeteciler çoğu zaman olayları haber penceresinden izleriz.
Ama bazı anlar vardır ki kaleminiz haberden önce duyguyu yazar.
TEKNOFEST’te de biraz böyle oldu.
Bir tarafta gökyüzünde Türk Yıldızları…
Bir tarafta SOLOTÜRK…
Yerde KIZILELMA, AKINCI, ANKA-3, GÖKBEY, HÜRJET…
Diğer tarafta geleceğin teknolojisini geliştirmeye çalışan gençler…
Ve bütün bunların arasında dolaşırken insanın aklına tek bir cümle geliyor:
“Biz yapabiliriz.”
TEKNOFEST’i sizin için gezdik, gördük.
Sadece uçakları, helikopterleri, insansız sistemleri, tankları veya robotları görmedik.
Bir ülkenin teknoloji yolculuğuna tanıklık ettik.
Eksiklerimiz olabilir.
Daha yapacak çok işimiz var.
Ama bugün geldiğimiz noktayı da görmezden gelemeyiz.
Çünkü bir zamanlar hayalini kurduğumuz birçok teknoloji bugün karşımızda duruyor.
Ve belki de TEKNOFEST’in bize verdiği en önemli mesaj şu:
Gelecek, bekleyenlerin değil; hayal eden, çalışan ve üretenlerin olacak.
Biz Şanlıurfa’da gökyüzüne baktık.
Sadece uçakları görmedik.
Geleceği gördük.
Ve bir kez daha gönülden söyledik: