Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Dokuz medeniyete ev sahipliği yapmış, Amanoslar’ın kucağında,Amik Ovası’nın bereketli toprağıdır İslahiye.
Binlerce yıllık bu kadim coğrafya nasıl olur da bugün yoksullukla anılır?
Asrın felaketini yaşamış bir memleketiz.
Sanırım, Kılavuzlu Barajı ve OSB dışında kalıcı bir yatırımımız yok.
Yıllardır “İslahiyenin sahibi yok” meteforuyla büyüdü birçok kuşağımız!
Samuel Beckett’in “Godot’yu Beklerken” oyunundaki gibi gelmeyecek bir kurtarıcıyı bekleyip durur bizim memleket.
Üstelik inatla ve aşkla yolun kenarında oturmuş bekler durur bir kurtarıcı mutlaka gelecek diye!
Ama o kurtarıcı hiç gelmeyecek!
Çünkü:
Bir ilçenin tek sahibi halktır.
Bu ne demek?
Bir ilçe, belediye başkanının,vekilin veya ağanın malı değildir(!)
Sahibi biziz.
Yani sokağı temiz tutacak olan da,oy verirken liyakate bakacak olan da, çocuğunu okutup meslek sahibi yapacak olan da biziz.
Fabrikayı dışarıdan biri gelip kurmayacak.
İş kuracak olan, kızını özgürce üretime katacak olan, boş arsaya değil, geleceğe yatırım yapacak olan da biziz.
Devlet yol yapar,köprü yapar ama o yolda yürüyecek olan,o yolu koruyacak olan halktır
Sahip çıkmazsak, kimse gelip sahip çıkmaz.
Bir ilçenin tek sahibi, orada yaşayan halktır.
İslahiye halkı her alanda bilinç seviyesini yükselterek kendi küllerinden yeniden doğacak potansiyeli olduğu da net biçimde ortadır.
Bizim kasabamızın kendi öz dinamikleriyle nasıl kalkınabileceğine dair örnekleri sıraladığımızda:
1. İslahiye’nin en büyük kazanımının kız çocuklarını sonuna kadar okutmaları olduğunu görüyoruz.
Bununla birlikte bütün kadınlarımız özgürce üretime katıldığında, kadının kooperatifte, atölyede, tarlada ve ticarette özgürce üreten bir güce dönüşmesini sağladığımızda ilçemiz ciddi bir ivme kazanmış olacağı çok nettir.
Çünkü,kadın üretmeden İslahiye kalkınamaz!
2. Nitelikli insan gücü oluşturulduğunda.
Liyakat sahibi, şehirciliği ve ekonomiyi bilen, dünyayı takip edecek kadar yabancı dil bilen, öngörülü üniversiteli gençlerimizin sayısı arttığında.
3. Her gencimiz illa üniversite okuyacak diye bir şey yok ihtiyaç duyulan mesleklere de yönlendirebilmeliyiz.
Okumaya meyilli olmayan evlatlarımızı hor görmeden, meslek okullarına, ara eleman statüsü kazandıracak atölyelere yönlendirdiğimizde.
En büyük istihdam kaynağı oluşturabiliriz.
4. Gençlerimizi sadece polisiye tedbirle değil, eğitimle koruduğumuzda.
Madde bağımlılığı bir asayiş sorunu değil, bir gelecek sorunudur.
Sporla, sanatla, bilimle ve meslekle doldurmadığımız her boşluğu sokak doldurur.
5.Unutmayalım; en büyük kaybımız para değil, insanımız. Gençlerimiz göç ediyor.
Üzümümüz, pamuğumuz, biberimiz var ama markamız yok.
Kiloyla satıyoruz, başkası paketleyip 10 katına satıyor.
Çözüm kooperatifleşme.
Kooperatif kurup markalaşmadan, lisanslı depoculuk ve katma değerli üretim olmadan bu toprak zenginleşmez!
●Yani demem odur ki bu memleket atıp tutanlarla değil, liyakatlı ve dürüst olanlarla kalkınır.
●Klavyeden memleket kurtaranlarla değil, tarlada, atölyede, dükkanında ter dökenlerle,
●Dedikodu üretenlerle değil, proje üretenlerle,
● Ben yaptım diyenlerle değil, biz yaptık diyenlerle,
●Seçimden seçime hatırlayanlarla değil, her gün bu toprağın derdini dert edinenlerle,
●Lafı çok, icraatı yok olanlarla değil, özüyle sözü bir olanlarla kalkınır.
Godot’yu beklemeyi bırakıp, kadın-erkek, genç-yaşlı yan yana verip kendi hikayemizi kendimiz yazdığımız gün İslahiye kalkınacaktır.