HÜRMÜZ’DEN KERKÜK’E, CEYHAN’DAN POMPAYA

HÜRMÜZ’DEN KERKÜK’E, CEYHAN’DAN POMPAYA

Gaziantep Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Enerji Uzmanı Prof. Dr.Ayhan Erdem, Türkiye enerji alanında son derece önemli, fakat iki farklı sonucu aynı anda ortaya çıkaran bir dönemden geçiyor. Türkiye Petrol Denkleminde Stratejik Fırsat ve 80 Liralık Gerçek

Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Enerji Uzmanı Prof. Dr.Ayhan Erdem, Bir tarafta Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının Kerkük’teki petrol sahalarına ortak olması ve Türkiye’nin bölgesel enerji denklemindeki rolünün güçlenmesi var. Diğer tarafta ise uluslararası petrol fiyatları, döviz kuru, vergi yükü ve jeopolitik risklerin etkisiyle motorinin litresinin 80 lirayı aşması bulunuyor. İlk gelişme Türkiye’nin uzun vadeli enerji güvenliği açısından stratejik bir fırsatı, ikincisi ise vatandaşın ve reel sektörün bugün karşı karşıya bulunduğu ağır maliyeti gösteriyor.

Türkiye, Kerkük’te petrolün üretim tarafına ortak olurken Türk tüketicisi aynı petrol krizinin bedelini pompada ödüyor. Bu çelişki, Türkiye’nin enerji politikasının yalnızca dış kaynaklara erişim üzerinden değil; üretim, taşıma, rafinaj, fiyatlandırma ve vergi politikalarıyla birlikte ele alınması gerektiğini gösteriyor.

Kerkük’te Yeni Bir Dönem Başlıyor diyen Prof.Dr. Erdem,Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, BP Energy Company of Kirkuk Limited’in yüzde 15 hissesini satın aldı. Böylece TPAO; BP ve ConocoPhillips ile birlikte Kerkük’teki petrol sahalarının geliştirilmesi, üretimin artırılması ve rezervlerin ekonomiye kazandırılması sürecine doğrudan katılacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının açıklamasına göre söz konusu sahalarda yaklaşık 3 milyar varillik rezerv potansiyeli bulunuyor. TPAO’nun yüzde 15’lik ortaklığı, şirketin günlük 1 milyon varil petrol ve doğal gaz üretimi yapan uluslararası bir enerji şirketine dönüştürülmesi hedefinin önemli adımlarından biri olarak değerlendiriliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Bu anlaşmanın anlamı, yalnızca Türkiye’nin yurt dışında yeni bir petrol yatırımına katılması değildir. Türkiye, uzun yıllar boyunca enerji kaynaklarını büyük ölçüde ithal eden, kendi topraklarından geçen petrol ve doğal gazdan taşıma geliri sağlayan bir ülke konumundaydı. Kerkük hamlesiyle birlikte bu rol genişliyor. Türkiye artık yalnızca petrolü taşıyan veya satın alan değil; petrol sahasına sermaye koyan, rezerv geliştiren ve üretim sürecine katılan bir aktör olma yönünde ilerliyor.Enerji jeopolitiğinde asıl güç, yalnızca boru hattının geçtiği ülke olmaktan değil; üretimden taşımaya, rafinajdan ticarete kadar değer zincirinin mümkün olduğunca fazla halkasında yer almaktan doğar. Bu nedenle Kerkük ortaklığı, doğru yönetildiği takdirde TPAO’nun uluslararasılaşması ve Türkiye’nin enerji arz güvenliği açısından tarihi bir eşik oluşturabilir.

İki Ayrı Süreci Birbirine Karıştırmamak Gerekir,Burada kamuoyunda oluşabilecek bir yanlış anlamayı düzeltmek gerekir diyen Erdem, TPAO’nun Kerkük sahalarına yüzde 15 ortak olmasına ilişkin işlem tamamlanmıştır. Ancak Türkiye ile Irak arasında yaklaşık yarım asırlık geçmişe sahip Kerkük–Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı’nı ve daha geniş enerji iş birliğini düzenleyecek yeni kapsamlı anlaşma, açıklanan son duruma göre henüz imzalanmamıştır.Eski boru hattı anlaşması 27 Temmuz 2026 tarihinde sona erdi. Türkiye ve Irak başlangıçta bir yıllık geçiş düzenlemesi üzerinde çalıştı; ancak Ankara’nın hedefi yalnızca eski metni uzatmak değil, petrolün yanında doğal gaz, petrokimya ve elektrik alanlarını da kapsayan daha geniş bir iş birliği modeli oluşturmaktır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da Irak Başbakanı ile yapılan görüşmenin ardından, iki ülkenin karşılıklı yarar sağlayacak kapsamlı enerji anlaşmasını mümkün olan en kısa sürede imzalamayı amaçladığını açıkladı. Dolayısıyla önümüzde iki ayrı fakat birbirini tamamlayan süreç bulunuyor:

Erdem, Birincisi, TPAO’nun Kerkük sahalarındaki üretime ortak olmasıdır.İkincisi ise Irak petrolünün Ceyhan’a kesintisiz ve yüksek kapasiteyle taşınmasını sağlayacak yeni devletlerarası enerji düzenlemesidir.Stratejik sonuç, bu iki sürecin birbirine bağlanabilmesiyle ortaya çıkacaktır.

Hürmüz Krizi Ceyhan’ın Değerini Artırıyor. Kerkük–Ceyhan hattının önemi yalnızca Türkiye–Irak ilişkileri üzerinden açıklanamaz. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, bu hattı küresel enerji güvenliği açısından yeniden değerli hâle getiriyor. Irak’ın petrol ihracatının çok büyük bölümü ülkenin güney limanları üzerinden Basra Körfezi’ne ve oradan Hürmüz Boğazı’na ulaşıyor. Dolayısıyla Hürmüz’de yaşanacak her kapanma, güvenlik tehdidi veya tanker trafiği kesintisi, Irak ekonomisini doğrudan etkiliyor.

İran, ABD’nin tehditleri ve bölgedeki deniz trafiğine müdahaleleri sürdükçe Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmayacağını açıklıyor. Böyle bir ortamda Irak açısından Akdeniz’e ulaşan alternatif bir kara güzergâhına sahip olmak artık yalnızca ticari bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk hâline geliyor. Kerkük’ten Ceyhan’a uzanan boru hattı Irak petrolünü Hürmüz’e girmeden doğrudan Akdeniz’e ulaştırabilecek en önemli seçeneklerden biridir.Hattın yaklaşık 1,5 milyon varillik günlük kapasitesine karşılık, Nisan 2026 itibarıyla günlük akışın yaklaşık 177 bin varil seviyesinde kalması, mevcut altyapının potansiyelinin çok altında kullanıldığını gösteriyor. Türkiye de yeni anlaşmada hattın tam ve düzenli kullanımını sağlayacak bir mekanizma kurulmasını istiyor.

Erdem ,Buradaki fırsat açıktır: Hürmüz’deki risk yükseldikçe Kerkük–Ceyhan hattının jeopolitik değeri artmaktadır.Fakat bu değerin ekonomik kazanca dönüşebilmesi için güvenlik, tahkim, ücretlendirme, kapasite garantisi ve petrolün kim tarafından hangi şartlarla ihraç edileceği konularının yeni anlaşmada açık biçimde düzenlenmesi gerekir.Türkiye eski sorunları yalnızca erteleyen geçici bir uzatmaya değil; kendisini hukuken koruyan ve hattın kapasitesini ekonomik değere dönüştüren uzun vadeli bir modele ihtiyaç duymaktadır.

Ceyhan Bir Terminalden Daha Fazlası OlmalıdıriTürkiye yıllardır “enerji koridoru” veya “enerji merkezi” olma hedefinden söz ediyor. Ancak enerji koridoru olmakla enerji ticaret merkezi olmak aynı şey değildir. Enerji koridoru, petrolün veya doğal gazın bir ülkeden geçmesini ifade eder. Enerji merkezi ise fiyatın belirlendiği, ticaretin yapıldığı, ürünün depolandığı, rafine edildiği ve yeniden ihraç edildiği çok daha kapsamlı bir yapıdır.

Ceyhan’ın gerçek potansiyeli de burada ortaya çıkıyor.Irak petrolünün Kerkük’ten, Azerbaycan ve diğer Hazar kaynaklarının Bakü–Tiflis–Ceyhan hattından Akdeniz’e ulaştığı; depolama, rafinaj, petrokimya ve deniz terminali kapasitesinin birlikte geliştirildiği bir Ceyhan, Doğu Akdeniz’in en önemli enerji merkezlerinden biri olabilir. TPAO’nun Kerkük sahasına ortak olması, bu modelin üretim ayağını güçlendirmektedir. Yeni Türkiye–Irak enerji anlaşması ise taşıma ayağını güvence altına alabilir. Bundan sonraki hedef; ticaret, depolama, rafinaj ve petrokimya halkalarının da aynı strateji içinde büyütülmesi olmalıdır.Türkiye’nin yalnızca borudan geçen her varil için taşıma ücreti alan bir ülke olması yeterli değildir. Türkiye, varilin üretiminden, taşınmasından, işlenmesinden ve ticaretinden pay alan bir enerji aktörüne dönüşmelidir.

Peki Bu Petrol Pompa Fiyatını Düşürür mü? Vatandaşın doğal olarak soracağı soru şudur: Türkiye Kerkük’te petrole ortak oluyorsa ve Irak petrolü Ceyhan’a gelecekse, benzin ve motorin neden ucuzlamıyor? Cevabı açık biçimde vermek gerekir: TPAO’nun Kerkük ortaklığı, kısa vadede akaryakıt fiyatlarını doğrudan düşürecek bir gelişme değildir. Çünkü Türkiye’de pompa fiyatı yalnızca ham petrolün bulunup bulunmamasına göre belirlenmez. Fiyatın oluşumunda;

* uluslararası ham petrol ve ürün fiyatları,

* döviz kuru,

* Akdeniz ürün piyasasındaki rafineri fiyatları,

* navlun ve sigorta giderleri,

* rafineri ve dağıtım maliyetleri,

* ÖTV ve KDV birlikte etkili olmaktadır.

Türkiye’nin yurt dışında petrol üretmesi uzun vadede TPAO’nun gelirini, ülkenin arz güvenliğini ve enerji diplomasisindeki gücünü artırabilir. Ancak üretilen petrol dünya fiyatları üzerinden ticarete konu olduğu ve iç piyasadaki vergi-fiyatlandırma sistemi değişmediği sürece, bu üretim otomatik olarak pompada ucuz akaryakıt anlamına gelmez.Nitekim Brent petrolün yeniden 90 dolar seviyesine yükselmesi, döviz kurundaki hareketlilik ve Orta Doğu’daki gerilim nedeniyle motorinin litre fiyatına 2,66 lira daha zam yapılması; Ankara, İzmir ve birçok doğu ilinde fiyatın 80 liranın üzerine çıkması bekleniyor.  Kerkük’te ortaklık uzun vadeli bir stratejik kazançtır. Motorinin 80 lirayı aşması ise bugünün ekonomik gerçeğidir.Bu ikisini birbirine karıştırmadan, fakat aralarındaki ilişkiyi de görmezden gelmeden değerlendirmek gerekir.Motorin Zammı Yalnızca Araç Sahibinin Sorunu Değildir Motorin fiyatındaki her artış, kamuoyunda çoğunlukla otomobil kullanıcılarının maliyeti olarak ele alınıyor. Oysa motorin, Türkiye ekonomisinin temel üretim ve lojistik girdilerinden biridir. Tarımda traktör ve biçerdöver, karayolu taşımacılığında kamyon ve otobüs, şehir içi dağıtımda ticari araçlar, inşaatta iş makineleri ve birçok sanayi faaliyeti motorine doğrudan bağımlıdır. Bu nedenle motorine gelen zam; önce nakliye maliyetine, ardından üretici ve toptancı fiyatına, son olarak da market rafına yansır. Akaryakıt fiyatları yalnızca ulaşım enflasyonu yaratmaz. Gıda, tarım, sanayi, lojistik ve hizmet maliyetlerini yükselterek genel enflasyonun içine yayılır. Motorinin litresinin 80 lirayı aşması bu nedenle sembolik bir eşiktir. Bu rakam, yalnızca akaryakıt istasyonundaki tabelanın değişmesi anlamına gelmez; üretimden tüketime kadar bütün ekonomik zincirin yeniden maliyet hesaplaması yapması demektir.

Stratejik Kazanç Toplumsal Faydaya Dönüşmelidir Türkiye’nin Kerkük’te petrol üretimine ortak olması doğru ve önemli bir adımdır. Kerkük–Ceyhan hattının yeniden güçlü biçimde işletilmesi de Türkiye’nin enerji güvenliği ve bölgesel konumu açısından desteklenmelidir.Ancak enerji politikasının başarısı yalnızca yurt dışında edinilen rezervlerle veya boru hattından taşınan varil sayısıyla ölçülmemelidir.

Gerçek başarı;* dışa bağımlılığın azaltılması, * arz güvenliğinin güçlendirilmesi, * enerji faturasının yönetilmesi, * rafineri ve depolama kapasitesinin artırılması, * vatandaşın ve üreticinin fiyat şoklarından korunması ile ölçülmelidir.

Türkiye Kerkük ortaklığından elde edeceği uzun vadeli gelirleri ve enerji koridoru avantajını, ekonomik dayanıklılığı artıran bir yapıya dönüştürmelidir. Stratejik petrol stokları güçlendirilmeli, fiyat dalgalanmalarına karşı koruyucu mekanizmalar geliştirilmeli ve akaryakıt üzerindeki vergi yapısı özellikle olağanüstü fiyat artışlarının yaşandığı dönemlerde yeniden değerlendirilmelidir. Aksi hâlde devletler enerji diplomasisinde ilerlerken toplum bu ilerlemenin etkisini yalnızca zamlarla hisseder.

Sonuç: Petrolün Sahasına Girmek Yetmez Kerkük anlaşması Türkiye açısından sıradan bir şirket satın alması değildir. TPAO’nun yüzde 15’lik ortaklığı, Türkiye’yi yaklaşık 3 milyar varillik rezerv potansiyelinin bulunduğu bir sahada üretim kararlarının içine taşıyor.

Hürmüz Boğazı’nın güvenliğinin tartışıldığı, Kızıldeniz’de taşımacılık risklerinin arttığı ve petrol fiyatlarının siyasi açıklamalarla sert biçimde yükseldiği bir dönemde Kerkük–Ceyhan hattı da yeniden stratejik değer kazanıyor.

Türkiye’nin önündeki fırsat büyüktür: Kerkük’te üretime ortak olmak, Ceyhan’a kesintisiz petrol akışı sağlamak, Ceyhan’ı bir enerji ticaret ve petrokimya merkezine dönüştürmek ve TPAO’yu küresel ölçekte güçlü bir şirkete taşımak…

Ancak madalyonun diğer yüzünde motorinin 80 lirayı aşması, lojistik maliyetlerinin yükselmesi ve enerji fiyatlarının enflasyonu beslemesi bulunuyor.Bu nedenle Türkiye’nin enerji politikasında yeni hedef yalnızca “petrol bulmak” veya “petrol taşımak” olmamalıdır.Asıl hedef, petrol değer zincirinden daha fazla pay alırken bu stratejik gücü ülke ekonomisine, üreticiye ve tüketiciye yansıtabilmektir. Kerkük’te üretim sahasına girmek önemlidir.Ceyhan’da enerji merkezi olmak daha önemlidir. Fakat bütün bunların toplumsal refaha dönüşmesini sağlamak, en önemlisidir. Çünkü enerji politikasının gerçek başarısı, yalnızca yerin altındaki rezervle değil, o rezervin vatandaşın hayatına ne ölçüde değer kattığıyla anlaşılır.

Kaynak: Guncelhaber27

error: Guncelhaber27.com Telif Hakkından Dolayı Korunmaktadır !!