BİR SUSURLUK-SÖKE-KUŞADASI SEYAHATİ

Yayınlama: 04.06.2026
A+
A-

1999 yılında Marmara Bölgesi’nde meydana gelen ‘Büyük Deprem’ günleri sonrasında idi.
Adapazarı’ndaki evimiz hasar görmüş ve geçici bir yer kiralayarak, Sakarya’da hayatı
devam ettirmeye çalışıyorduk.
Bir gün Gaziantep İslahiye’de esnaflık yapan en küçük kardeşim Zekeriye telefon etti.
Dükkanına mal aldığı firma, müşterilerine bir haftalık, Kuşadası’nda beş yıldızlı bir otelde
kalma (tatil) promosyonu vermiş. Davet iki kişilikmiş. Kardeşim bana ‘gelip
gelemeyeceğimi’ sordu.
‘Gelebilirsen eğer ortam değiştirmiş olursun, birlikte gitmiş oluruz ve ben de kısa bir tatil
yapmış olurum’ dedi. Zaten ortam değiştirme arzum da kuvvetli olduğundan ona, ‘sen
İslahiye’den Adapazarı’na gel, buradan Kuşadası’na benim aracımla gideriz’ dedim. O da
kabul etti.
Planladığımız şekilde o Adapazarı’ geldi ve birlikte seyahatimiz başladı. Giderken,
Adapazarı- Bursa-İzmir-Sök-Kuşadası güzergâhını takip etmeye, dönerken de Denizli-
Kütahya- Adapazarı güzergahını kullanmaya kara verdik.
Susurluk yakınlarında normal süratle seyrediyoruz. Bir yerde bir kamyon, kasasından iri
taşlar dökerek karşımızdan geliyor. Taştan korunma veya hiçbir tedbir alma şansımız yok.
Kamyon yanımızdan hızla geçerken iri bir taş düşüp ön cama, yolcu koltuğu karşısına
çarptı ve cam büyük hasar gördü. Yapacak bir şey yok… Susurluk’a girip poliste bir
tutanak tutturduk ve Balıkesir’e girdik. Şehrin giriş kısmında Hyundai servisi vardı. Oraya
girip derdimizi ve problemimiz anlattık ve camın değiştirilmesini istedik. Usta, camın
yerine tam olarak oturması için aracın bir gün kendilerinde kalması gerektiğini söyledi.
Kendisine kırık yerleri ‘bantla kapatmasını’ söyledim. ‘Dönüşte Adapazarı’nda
değiştiririm’ dedim. Usta da öyle yaptı…
Yolumuza devam ettik. Aydın Söke civanında seyrediyorum. Polisin hız kamerasına
yakalanmışım. Biraz ilerine durduruldum. Polis memuru, ‘hız limitini aştığımı’ söyledi.
Haklıydı. İtiraz etmedim ama şöyle bir sitemde bulundum:
– Be kardeşim, ben depremden çıkmış bir insanım. Ölümden döndüm. Şimdi siz bana orada
ölmedin burada öl mü diyorsunuz? Ben ortamdan biraz uzaklaşmak istiyorum, siz bana
ceza yazmaya çalışıyorsunuz’ dedim.
Polis memuru, ‘siz şurada biraz bekleyin’ dedi ve kameraya yakalanan diğer araçlara ceza
yazdıktan sonra yanıma geldi ve sordu:
-Siz ne iş yapıyorsunuz?
Cevap verdim:
-Üniversitede hocayım. Okullar kapalı… Biraz nefes almak istedim ama siz fırsat
vermiyorsunuz…
Memur Bey ile depremin durumuyla ilgili biraz konuştuk.
Polis memuru öyle anlayışlı bir insan çıktı ki sormayın. Onu hiç unutmayacağım. Aradan
çeyrek asır geçti hâlâ unutmuyorum.

Şöyle bir teklifte bulundu:
-Hocam geçmiş olsun. Siz depremzedesiniz. Benim Kuşadası’nda bir yazlığım var.
Anahtarını vereyim, orada istediğiniz kadar kalın dedi…
Duam odur ki, O memur yaşıyorsa, kalan ömrü huzurlu geçsin. Vefat ettiyse rahmet
diliyorum.

error: Guncelhaber27.com Telif Hakkından Dolayı Korunmaktadır !!