Öncelikle ahlak nedir? Sorusuna cevap verelim daha sonra konumuza geçelim.
Bireylerin toplumda uyması gereken yazılı veya yazısız kurallar içerisinde bireyin çevresine ve yaşadığı topluma zarar vermeden uyum sağlayarak yaşamasıdır
Dünyanın her yerinde yılbaşı gecelerinde, yeni umutlar, yeni sevinçler getirsin diye milyarlarca insan kimisi dilek tutar, kimisi kendi inancına göre dua eder.
Ama maalesef ve çoğu zaman bu dilek ve dualar tutmadığında umutsuz ve mutsuz karamsar insanlara dönüşüverirler.
Aslında mutluluğun dilek ve temenniyle hiç alakası yoktur. Yani mutluluklar ülkesinde yaşamak dilek ve temenni işi değildir!
Tek bir yolu vardır o da bilim ışığında yetiştirilmiş nitelikli insan sayısını çoğaltmaktır.
Bu yüzden evrensel ahlak ilkelerini ilkokul hatta okul öncesi çocuklarımızı temelden çok ciddi bir disiplinle aşağıda madde madde yazdığım ahlaki değerleri kazandırmak zorundayız.
1) Bütün çocuklara, ahlaki ve dürüstlük ilkelerine göre hareket etmelerini, kimse görmese, bilmese hatta işitmese dahi doğru ve dürüst işlem yapmaları öğretilmelidir.
2)Yardıma muhtaçlara yapılacak yardımların, sadece insan olduğumuz için yapılmasını, yapılacak iyilik ve merhametin sadece yardım amacıyla ve bir ödül beklenmeden yapılmasını,şan, şöhret, itibar, hele ki yaratandan cennet beklentisi olmadan yardım edilmesi anlayışı çocuk yaşlarda mutlaka verilmelidir.
3)Polisin gözü önünde kırmızı ışıkta bekleyen kişilerin kimsenin görmediği dağ başında da aynı şekilde kırmızı ışıkta durmaları gerektiğini çocuk yaşlarda öğrenmeleri sağlanmalıdır.
4)Her çocuğa, savaş karşıtı, barış yanlısı bir yapı kazandırıp dünyada herkeslerin dilini, dinini ve fikrini özgürce ve eşitce yaşamalarını savunan birer çocuk olarak büyümeleri mutlaka ya da mutlaka sağlanmalıdır.
Çünkü, medeni ülke olabilmenin ve insanlığın barbarlıktan kurtulup mutlu yaşaması ancak bilim ışığında yetiştirilmiş ve eğitilmiş çocukların yarınlarda egemen olmasıyla mümkündür
Peki, bu çocuklar nasıl bir iklimde yetişebilirler?
Evrensel ahlaklı çocuklar; ancak ve ancak aklı bilimle buluşturup özgürlük temelinde demokratik haklarını geliştirmiş toplumlarda yeşerip kök salabilirler.
İşte bu çocukların ülkesindeki yarınlarda, yolsuzluk, yalan, talan, yasaklar ve adaletsizlikler asla olamayacağı gibi bu nitelikte çocukların egemen olduğu bir ülkede kişilerin ahlaklı davranabileceklerinden kuşku duyulamaz!
İşte onlarca yıldır, eğitim sistemini hem eleştirip hem de değişim için kılını kıpırtmayanlar sağdan da baksa, soldan da baksa boştur!
Sadece sorunun varlığını kabul etmek yetmez mutlaka çaba sarf etmelidir.
Bunun dışında, dilek tutmak, temenni ve dua etmek, havanda su dövmekten başka bir şey değildir.
Çünkü değişim ve dönüşüm ancak ve ancak bilimsel eğitimin uzun soluklu ve ciddi bir disiplinle uygulanmasıyla mümkündür.
Her şey ortada iken hâlâ lafla peynir gemisi yürütmeye çalışanların, öyle yapacağım, böyle edeceğim demekle yapılması gereken iş gerçekleşmeyeceğini ve işi yapmak gerektiğini kafalarına sokmaları gerekiyor.
Çünkü olmadı, olmuyor ve olmayacak ve de işler düzgün gitmedi, gitmiyor ve gitmeyecektir de!