Açık Mod
Koyu Mod
Sistem Modu
Bir inanç simgesi, bir kimlik ifadesi ya da yalnızca kişisel bir tercih… Adına ne dersek diyelim, kadının ne giyeceğine ve kamusal alanda nasıl var olacağına karar verme arzusu, ne yazık ki coğrafya ve zaman tanımayan kronik bir baskı aracına dönüşebiliyor.
Geçmişte Türkiye’de üniversite kapılarında, kamu binalarında yaşanan ve toplumun ruhunda derin yaralar açan başörtüsü kısıtlamalarının acı tecrübesi hafızalarımızda henüz tazeliğini korurken, bugün benzer bir tartışmanın yanı başımızda, can Azerbaycan’daki okullarda yeniden alevlendiğine şahit oluyoruz.
Eğitim kurumlarında “laiklik” ve “tek tip kıyafet” gerekçesiyle okul kapılarında bekletilen öğrenciler, derslere alınmayan öğretmenler bize tek bir gerçeği hatırlatıyor: Özgürlük mücadelesi yerel değil, ilkeseldir.
Laiklik; devletin tüm inançlara eşit mesafede durduğu, kimsenin inancından ya da inançsızlığından ötürü eğitimden, çalışmaktan veya toplumsal yaşamdan mahrum bırakılmadığı bir güvence mekanizmasıdır.
Ancak laiklik ilkesi, bireylerin kıyafetine müdahale eden idari bir dayatmaya dönüştürüldüğünde, asıl amacından saparak temel insan haklarıyla çelişir hale geliyor. Bir kız çocuğunun eğitim alma hakkını, inancını yaşama tercihiyle karşı karşıya getirmek; ne çağdaş dünyayla ne de toplumsal huzurla bağdaşır.Anadolu’da bu anlamsız gerilimi geride bırakmanın olgunluğunu yaşamış bir toplum olarak biliyoruz ki; yasaklar hiçbir zaman huzur getirmedi.
Aksine, okulların kapısında gözyaşı döken öğrencilerin çaresizliği, toplumsal birliği güçlendirmek yerine zedeliyor.
İster Bakü’de ister İstanbul’da isterse dünyanın başka bir köşesinde olsun… Bir kadının başını örtme ya da örtmeme kararı, devletlerin veya kurumların değil, yalnızca o kadının kendi hür iradesine aittir.
Eğitim hakkı, hiçbir ideolojik ajandaya ya da kıyafet koduna kurban edilemez.Geçmişin hatalarından ders çıkarmak ve kazanılan tecrübeleri dost ve kardeş coğrafyalarla paylaşmak tarihsel bir sorumluluktur.
Gerçek modernleşme; bireylerin dış görünüşünü tektipleştirmekten değil, zihinleri özgürleştirmekten ve herkes için eşit fırsatlar yaratmaktan geçer.
Kardeş Azerbaycan’da ve tüm dünyada temennimiz; okul kapılarının kıyafetlere değil, geleceğe açılmasıdır. Çünkü bir genç kızın eğitim hakkı engellendiğinde, kaybeden sadece o birey değil, hepimizin ortak geleceğidir.