“HA! KONUŞMA BİTMİŞ!” MERHUM BELEDİYE BAŞKANI NURİ KÖSE’DEN UNUTULMAYAN BİR KÜRSÜ HATIRASI

Yayınlama: 13.09.2026
Düzenleme: 13.09.2026 18:06
A+
A-

Bir Hatıra

Hatırladığım kadarıyla 1998-1999 yıllarıydı. Üzüm ve Biber Festivali’nin ilk yıllarından biriydi. Festival, bugünkü Demokrasi Meydanı ve hemen yanındaki yazlık Öğretmenevi bahçesinde yapılmıştı. Festival ağası Mustafa Atmaca, dönemin kaymakamı M. Turan Çuhadar, belediye başkanı ise merhum Nuri Köse idi.

Bir gün Kaymakam M. Turan Çuhadar, İlçe Tarım Müdürlüğünde görev yapan Ziraat Teknikeri Mustafa Demir abiye, “İsmail hocayı alıp getir.” diye haber göndermiş. Mustafa abi resmî bir araçla geldi ve:

“İsmail hocam, seni kaymakam bey çağırıyor.” dedi.

Ben de “hayırdır inşallah.” diyerek hazırlanıp gittim. Meğer Kaymakam Bey, festivalin sunuculuğunu benim yapmamı uygun görmüş. Hazırlıklarımı yaptım. Festival günü geldiğinde İslâhiye âdeta başka bir havaya bürünmüştü.

Ulusal medyadan, TRT dâhil, birçok kuruluş festivali takip etmek üzere gelmişti. Dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, bakanlardan Mustafa Taşar ve Mehmet Batallı, civar illerin valileri, kaymakamları, milletvekilleri ve çok sayıda bürokrat da festivale iştirak etmişti.

Ben de protokolün karşısındaki kürsüde, konuşmacıları anons ederek davetlileri kürsüye teşrif etmeye davet ediyordum. Sıra merhum Belediye Başkanı Nuri Köse’ye gelmişti. “Sayın Belediye Başkanımız Nuri Köse’yi konuşmalarını yapmak üzere kürsüye davetimi arz ediyorum.” diye anons ettim. Nuri abi kürsüye geldi. Elinde iri puntolarla yazılmış bir konuşma metni vardı. Konuşması çok uzun değildi. Fakat metnin içerisinde “sayın” kelimesi oldukça fazla geçiyordu. Nuri abi metni dikkatle okumaya başladı. Konuşmasının sonuna geldi. Ben de artık konuşmasının bittiğini düşündüm.

Fakat o anda öyle bir şey oldu ki, herhalde o günkü heyecanın da etkisiyle, elindeki sayfayı yeniden çevirdi ve bu defa tekrar baş tarafa geldi. Ardından yeniden: “Sayın… Sayın… Sayın…” diye tekrar okumaya başladı.

Bu arada ben bir yandan protokolü düşünüyor, bir yandan da “Acaba konuşmasının bittiğini kendisine nasıl söyleyebilirim?” diye telaş ediyordum. Sonunda yavaşça kulağına eğilerek:

“Sayın Başkanım, konuşmanız bitti; tekrar başa döndünüz.” dedim.

Merhum Nuri başkan bir an durdu. Sonra gayet samimi ve kendine has bir ifadeyle:

“Ha! Konuşma bitmiş!” deyiverdi. O anda protokoldeki misafirler ile çevrede bulunanların yüzünde de tatlı bir tebessüm oluştu.

Hadise belki birkaç saniye sürdü. Fakat aradan yaklaşık otuz yıl geçmesine rağmen hafızamda hâlâ sıcaklığını koruyan güzel bir hatıra olarak kaldı.

MERHUM NURİ KÖSE’Yİ SADECE BU TATLI HATIRA İLE ANLATMAK ELBETTE ONA HAKSIZLIK OLUR. Nuri abi aynı zamanda hayırsever ve yardımsever bir insandı. İmkânı nispetinde ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya çalışan, insanlara yardım etmeyi seven ve hayra vesile olmayı önemseyen bir kimse olarak tanınırdı. Kısacası, halkın içinden gelmiş, insanlarla gönül bağı kurmuş bir belediye başkanıydı.

Elbette herkesin farklı bir kabiliyeti vardır. Kimi güzel konuşur, kimi güzel yazar, kimi iyi idare eder; kimi de sessiz sedasız yaptığı iyiliklerle insanların gönlünde yer edinir. Nuri Başkan’ın da insanî yönünün önemli taraflarından biri, yardımseverliği ve ihtiyaç sahiplerine el uzatmasıydı. Çünkü insanın gerçek değerini yalnızca kurduğu güzel cümlelerle ölçmek doğru değildir. Bazen bir insanın yaptığı tek bir iyilik, söylediği yüzlerce güzel sözden daha fazla şey anlatır.

Hayır, sadece dille yapılmaz. Hayır; bazen el ile, bazen gönül ile, bazen imkân ile, bazen de ihtiyaç sahibinin yanında bulunmakla yapılır.

HERKESİN BİR “KÜRSÜSÜ” VARDIR.O gün Nuri Köse kürsüdeydi. Ben ise kürsünün diğer tarafında, konuşmacıları anons eden kişiydim. Fakat düşününce insan şunu fark ediyor: Hayatın daha büyük kürsüsünde hepimiz birer konuşmacıyız. Kimi makam kürsüsünde konuşur, kimi okulda, kimi iş yerinde, kimi aile içerisinde… Hayatın asıl imtihanı, bize verilen kürsüde ne söylediğimizden ziyade, o kürsüden indikten sonra nasıl bir insan olduğumuzdur.

Makamlar geçer.

Unvanlar unutulur.

Kürsüler sökülür.

Kalabalıklar dağılır.

Fakat insanın yaptığı iyilikler ve insanların gönlünde bıraktığı güzel izler yaşamaya devam eder.

Bugün merhum Nuri Köse’yi hatırlarken yüzümüzde bir tebessüm oluşuyorsa, bunun yanında gönlümüzde güzel bir hatıranın ve hayırla yâd etmenin de bulunması önemlidir. Belki de insanın bu dünyada bırakabileceği en güzel miraslardan biri budur: Ardından insanların yüzünde bir tebessüm, gönlünde güzel bir hatıra ve dilinde bir dua bırakabilmek. Rabbim merhum başkan Nuri Köse’ye rahmet eylesin, mekânını cennet eylesin.

error: Guncelhaber27.com Telif Hakkından Dolayı Korunmaktadır !!