Yüksek Faiz Kime Kazandırıyor, Kime Kaybettiriyor?

Yayınlama: 24.07.2026
A+
A-

Türkiye ekonomisinde son yıllarda dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri, yüksek faiz oranlarının toplumun davranışlarını değiştirmesidir. Bugün birçok kişi üretime, ticarete veya yatırıma yönelmek yerine parasını faizde değerlendirmeyi tercih ediyor. Bunun kısa vadede bireysel olarak cazip görünmesi anlaşılabilir. Ancak uzun vadede ülke ekonomisi açısından bazı olumsuz sonuçlar doğurabileceğini düşünüyorum.

Örneğin, 5 milyon liraya evini satan bir kişi, bu parayı yüksek faizle mevduata yatırabiliyor. Elde ettiği faiz geliriyle kira giderini karşılıyor, kalan parayı ise harcamaya ayırıyor. Bu tür örneklerin yaygınlaşması, tüketimi artırarak talep üzerinde baskı oluşturabilir. Talep artışı da, üretim aynı hızda artmıyorsa, enflasyon üzerinde yukarı yönlü bir etki yaratabilir.

Bu süreçte en çok zorlanan kesim ise sabit gelirle geçinen vatandaşlardır. Birikimini faize yatıracak imkânı olmayan, sadece maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar, enflasyon karşısında alım güçlerinin giderek azaldığını hissediyor. Bu durum, toplumda gelir dağılımı konusunda adalet tartışmalarını da beraberinde getiriyor.

Elbette enflasyonun tek nedeni faiz geliri elde edenler değildir. Enflasyon; para politikası, maliye politikası, üretim maliyetleri, döviz kuru, beklentiler ve küresel gelişmeler gibi birçok unsurun birlikte etkilediği karmaşık bir ekonomik olgudur. Ancak yüksek faiz ortamının tasarrufları üretimden çok finansal araçlara yönlendirebildiği de göz ardı edilmemelidir.

Benim kanaatime göre, Türkiye’nin uzun vadeli hedefi yüksek faizle tasarrufu ödüllendiren bir ekonomi yerine, üretimi, yatırımı ve istihdamı teşvik eden bir ekonomik yapıya ulaşmak olmalıdır. Faizlerin sürdürülebilir biçimde düşebilmesi ise ancak enflasyonun kalıcı olarak gerilemesi, ekonomik güvenin artması ve fiyat istikrarının sağlanmasıyla mümkün olacaktır.

Ekonominin gerçek gücü, paranın bankada beklemesinden değil; fabrikada üretime, tarlada emeğe, dükkânda ticarete ve girişimcinin yatırımına dönüşmesinden gelir. Türkiye’nin de kalıcı refaha ulaşmasının yolu, üretimi ve verimliliği merkeze alan bir ekonomik modelden geçmektedir.
Toplumun önemli bir kesimi parasını üretim, yatırım veya ticarette değerlendirmek yerine faiz getirisine yöneltiyor. Böylece emek harcamadan elde edilen bu gelirlerin tüketime gitmesi, arz ve talep dengesini etkileyerek enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabiliyor.

Yazarın Son Yazıları
error: Guncelhaber27.com Telif Hakkından Dolayı Korunmaktadır !!