Okumadan Karar Vermek ve İnsan İlişkileri

Yayınlama: 06.06.2026
A+
A-

Son zamanlarda dikkatimi çeken önemli bir mesele var: İnsanlar artık birçok yazı hakkında okumadan hüküm verebiliyor. Birkaç kelimeye, bir başlığa yahut birkaç satıra bakıp hemen “ağır”, “zor” veya “anlaşılmaz” diyerek peşin kanaat oluşturabiliyorlar. Oysa ki insan aslında farkında olmadan, yazının değil; kendi sabırsızlığının hükmünü vermiş oluyor.
Bugün sosyal medya çağında yaşıyoruz. Bir yazıyı tam okumadan beğeni tuşuna basıp geçiyor, birkaç cümle görüp tamamı hakkında kesin kanaat oluşturabiliyoruz. Oysa anlamak için önce vakit ayırmak, dikkat göstermek ve biraz sabretmek gerekir. Çünkü bir yazıyı gerçekten anlamak; yalnız gözle okumak değil, aynı zamanda zihnen ve kalben yaklaşabilmektir.
Ne yazık ki çağımızın en büyük hastalıklarından biri de bu olmuş: Acelecilik ve peşin hüküm. Bugün birçok insan, okumadan fikir sahibi oluyor. Bir yazının içinden üç-beş kelime seçip tamamı hakkında karar veriyor. Hâlbuki “ağır” denilen kelimelerin çoğu yabancı kelimeler değildir. Daha birkaç nesil önce dedelerimizin, ninelerimizin ve büyüklerimizin günlük hayatta rahatlıkla kullandığı kelimelerdir. Meselâ bugün sormak gerekir:

“Hukuk” ne demektir?”
“İktisat” ne anlama gelir?”
“Fakülte” kelimesinin aslı nedir?”

Evet değerli okurlar, çocuklarımız üniversitelerde bu kelimelerle eğitim görüyor; fakat kimse bunlara “ağır” demiyor. Demek ki mesele kelimelerin zorluğu değil, bizim o kelimelere olan uzaklığımızdır. Bazı eski ve köklü kelimelerin yerine bugün aynı derinliği verecek yeni kelimeler koymak çok zordur. Çünkü o kelimeler sadece bir kelime değil; içinde bizim tarihimizi, kültürümüzü ve ruhumuzu da taşır. Dil insanı aşağı çekmez; aksine yukarı taşır. Nasıl ki okul insanı sınıf sınıf yükseltiyorsa, yeni kelimeler öğrenmek de insanın düşünce ve mana dünyasını öyle geliştirir. Çünkü insan yalnız etten ve kemikten ibaret bir varlık değildir. Onun kalbi, ruhu, duyguları ve lâtifeleri de vardır. Okunan kelimeler bazen yalnız akla değil; kalbe, ruha ve insanın iç dünyasına da hitap eder. Bugün “anlaşılmıyor” diye bir kenara bırakılan bazı kelimeler, aslında biraz emek verilse insanın iç dünyasını zenginleştirecek birer anahtar hükmündedir. Bu sebeple bir yazı hakkında hüküm vermeden önce onu gerçekten okumaya çalışmalıyız. Çünkü bazı yazılar hızlıca tüketilmek için değil; durup düşünmek, tefekkür etmek ve insanın kendisini sorgulaması için yazılır.

Hayattaki Hatalarımız da Buna Benziyor
Bir insanın okumadığı bir yazı hakkında kesin hükümler vermesi, aslında sadece okuma alışkanlığıyla ilgili bir mesele değildir. Bu durum, insanın hayata ve diğer insanlara nasıl baktığını da gösterir. Çünkü yazıyı okumadan yargılayan insan, çoğu zaman hayatta da insanları anlamadan değerlendirir. Karşısındaki insanı sonuna kadar dinlemeden karar verir. Niyetini öğrenmeden etiket yapıştırır. Bir olayın aslını araştırmadan taraf olur. İşte peşin hüküm dediğimiz şey, sadece yazılara değil; insan ilişkilerine de bulaşan sessiz ve bulaşıcı bir hastalıktır. Bugün toplumda yaşanan birçok kırgınlığın, yanlış anlaşılmanın ve tartışmanın temelinde biraz da bu acelecilik vardır. İnsanlar artık:

Dinlemeden cevap veriyor,

Araştırmadan konuşuyor,

Okumadan eleştiriyor.

Oysa ki anlamak emek ister, sabır ister, tevazu ister. Bir insan, bir yazıyı sonuna kadar okumuyorsa; çoğu zaman bir insanı da sonuna kadar anlamaya çalışmaz. Çünkü alışkanlıklar birbirine benzer. Yazıda birkaç kelimeye takılan insan, hayatta da insanların birkaç hatasına takılıp kalır. Resmin tamamını göremez. Bugün en büyük problemimiz bilgi eksikliği değil; hızlı hüküm verme alışkanlığıdır. Sosyal medya çağında birkaç saniye içinde; bir insanı seviyor, bir insandan nefret ediyor, bir fikri yüceltiyor, başka bir fikri ise tamamen mahkûm ediyoruz. Fakat derinlik bu kadar hızla oluşmaz. Bir insanı tanımak nasıl zaman alıyorsa, bir fikri anlamak da emek ister.

Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey; daha fazla konuşmak değil, daha dikkatli dinlemektir. Hemen yargılamak değil, anlamaya çalışmaktır. Çünkü insanı olgunlaştıran şey, hemen parlaması değil; hakikati buluncaya kadar sabırla aramaya devam etmesidir. Zira sabır öyle bir anahtardır ki; çözümsüz gibi görünen problemleri çözer, anlaşılmaz gibi gelen meseleleri zamanla anlaşılır hâle getirir.

error: Guncelhaber27.com Telif Hakkından Dolayı Korunmaktadır !!