İslahiye'mizin otantik kültürü üzerinde yeşermiş nice yürekli yiğitler kadim kasabamizin bir gerçegi iken yok olup gitmesini istemiyorum dostlar.
İşte bugün bu duygularla, kasabamızın yetiştirdiği yürekli ,afili ve namlı bir yüreği genç nesillerimize tanıtmak ,tanıyanların ise hatıralarını yad etmelerine vesile olmak istiyorum.
İhsan Özcan.
Namıdiğer "Kara İhsan"

Kasabamizin sevilen eczacısı Hakkı Özcan beyin can ağabeyi.
Ben de bu yigit insanımızın hakkında çok az şey biliyordum ta ki doksanlı yılların başında tanışana kadar .
Kimseye yanlışlık yapmayan ama haksızlığın, zalimin, zulmün de karşısında yüreğini bileğinde taşıyan bir adamdır.
1947 doğumludur.
Okuma, yazma bilmeyen bir anne ve maliyeden emekli bir babanın 4 erkek ve 2 kız evladından 4'ncüsüdür.
Lise mezunu olup hayatının bir bölümünde polis memurluğu yapmiş ve daha sonra SSK'dan emekli olmuştur.
HANİFE hanımla evlenir.
Bu evliliğinden; Bilgisayar ve elektrik Müh.2 oğlu ile polis memuru olan bir kız evladı vardır.
Dostlar;
Kabadayılık öyküleri halk kültüründe bir yiğitlik uzantısı olarak her zaman bir ucuyla ve övgüyle anlatılırdı bizim topraklarda.
Dayı,külhanbey, yiğit, delikanlı gibi tabirler hak edenlere bir ünvan olarak verilirdi.
Ve bu apoletleri taşıyanlar afili bir saygınlıkları olurdu bulunduklari ortamda...
İşte bizim Kara İhsan'ımız apoleti bol bir kabadayı,Yeşilçam aktörleri kadar yakışıklı, boylu poslu ve endamlıydı.
Bazen Köroğlu gibi namlı bir yiğit bazen de yüreğinden gelen yumuşaklıkla şiir dizelerinde Karacoğlan olurdu adeta!
Yaşam alanında bir garibana ya da herhangi namuslu bir insana yapilan haksızlığa kendisine yapılmış gibi gözünü budakdan esirgemeyen bir kabadayı idi o!
Dürüst ve saygıyı hak eden herkeslere de naifliği ve saygısını da asla ihmal etmezdi.
Geçen Kadıköy'de bir mekanda dost sohbetinde,bu yigit adamın bir anısını gururla dinledim masamızda .
İslahiyemizin ayrı bir değeri olan Reşit ağabey öğretmenlik yapacaği İstanbul Atatürk Fen Lisesi sınavlarını kazanır.
O yıllarda ilk defa geldiği İstanbul'da ekonomik durumu elverişli değildir Reşit öğretmenimizin.
Görev yapacaği okula çok uygun yakınlıkta bir ev bulur. Fakat ters giden birseyler vardir,
Reşit hocamızın parası yeterli değildir o evi tutmaya.
Reşit abimizin aklina Ata dede dostu olan Kara İhsan gelir.
O yıllarda Galata Köprüsünde bir lokanta işletmeciliği yapmaktadir.
-Abi,yeni atandim AFL' ne durumum bu.
-Cebimde ki para yetmiyor ve bu evi mutlaka tutmalıyım.
-Reşit'ciğim yarın lokantaya yanıma gel.
-"Kasada ne kadar para birikirse akşama kadar alayını koy cebine al git."
-"Başka ne ihtiyacin varsa da emrindeyim."
Bu hikayeyi dinlerken gözlerimin pınarından iki damla yaş süzüldü.
İstanbul'u yıllardir yaşayan biri olarak bu sahipleniş beni fena etkilemişti.
Çünkü içinde hersey olan bir şeydi bu!
Bugün Reşit abi Türkiye çapinda bir Fizik öğretmeni.
İstanbul Ataşehir'de mutlu ve sağlıklı biçimde hem işine hem yaşamın en guzel yerinden başarı koşusu devam ediyor.
Bu hikayenin kahramanını anlatırken gozlerindeki buğulu halini ve İhsan ağabeyimizi olan saygisini belli etmişti her haliyle.
Değerli dostlar ;
Boylesine yiğit ve insancıl bir kişiliğe, hayat denen olgu maalesef cok acımasız davranmıstı.
Şeker hastalığı illeti bu aslan yürekli adama hayatının en büyük golünü atmış ve iki ayağını birden kaybettirmişti.
Hayatinin son deminde şiire olan tutkunluğunu sosyal medyada dile getirip durdu.
Kara İhsan'ımızın Fenerbahçe aşkı,Mustafa Kemal hayranlığı o'nun vazgeçilmezi ve kırmızı çizgisiydi.
Kişisel kanaatim odur ki;
Eğer kuvayi milliye askeri olacaksın şimdi deselerdi,inanın gözünü kırpmadan ve bir an tereddüt etmeden koşa koşa giderdi..
Bu yiğit yürekli adamı maalesef 14 Mayis 2023 günü derin hüzünlerle sonsuzluğa uğurladık.
Ruhu şad olsun!